Gönül umduğu yere küser


Gülay SORMAGEÇ

GÖNÜL UMDUĞU YERE KÜSER

Gönül ne güzel bir yerdir, ne muhteşem bir tahttır. Öyle önüne gelenin kurulamayacağı ancak ehli dil (gönül) olanın kurulabileceği sonsuzluk sırrının mührü gönül!
Deli gönül;
Veli gönül,
Dertliye,
Derman gönül
Aşığa ferman
Gönül!

Gönül umar, gönül susar, gönül küser. “Gönül umduğu yere küser.” Umursadığı için küser, önemsediği için küser, kıymetlendirdiği için küser. Gönülde yeri olmayana niye küssün ve niye umsun ki? Gönül’ü bu yanıyla önemseriz, önemsemeliyiz. Hatır, gönül demiş irfan gözlüklü atalar öyle değil mi? Söz meclisten dışarı olsun “ Köpeğin hatırı yoksa sahibinin hatırı var” demişler, ne veciz ifade etmişler.
Öyleyse dostlar gönüller yapmaya gelmiş bir medeniyetin mirasçıları olarak biz gönüller yapabiliyor muyuz? Dostluklarımızı gönül yapma ve koruma üzerine inşa edebiliyor muyuz? Günümüzün sosyolojik bir gerçeği de bu olmalı, olmalı ki biz yine gönüller yapmanın taliplileri olma bahtiyarlığını yaşayalım, yaşatalım ve miras bırakalım!
Dostluklarımıza, arkadaşlıklarımıza gönül mayası çalalım. Çalalım ki incitmeyelim, incinmeyelim! En bariz kusurlarımızdan ne yazık ki; gönül almayı ihmal etmek, bilmemek yahut görmezden gelmek, ne çok acıtıyor öyle değil mi?
Alabildiğine hoyratlığın dişlileri içinde ezilip giden gönüllere eyvah!
Hal bilmez tavrımıza eyvah!
Her sözü söyleyebilme özgürlüğümüze eyvah!
Kolaydır; incinen gönül onarılmayı bekler. Yıkanın onarmasını bekler. Çünkü umduğu yerdir, değer verdiği yerdir kırıldığı yer!
Öyleyse çok zor olmamalı bir özür dileyivermek. Gönül yapmanın en kestirme yolu, olgunluğun, dostlukların, arkadaşlıkların kıymetlenmesinin diğer adı…
Bir de “ İnsanım hata yaptım, haddimi aştım” itirafıdır özür dilemek. “ Tövbe” bunun için kıymetli değil mi? Kul bununla kıymetlenmiyor mu? Af kapısını tıklatmanın sevincini yaşamıyor mu? Gözyaşlarıyla yuyup, arıtmıyor mu gönül evini? Alçakgönüllülük süpürgesiyle süpürmüyor mu?
Gönlümüz kırıldığında, gönlümüzü kıranın yahut yıkanın bir adım atması ne büyük bir mutluluktur. Hata yapan için ise büyük bir olgunluktur. Her iki tarafta o ince sızıdan kurtulmanın muştusunda, kanatlanır, aklanır ve nurlanır.
Dileriz; “Gönül umduğu yere hiç küsmesin!”
Dileriz; “Gönüller incinmesin!”
Dileriz; “Bir acı kahvenin kırk yıllık hatırı hiç bitmesin!”
Hatırınız sayılır olsun, gönülleriniz hoş olsun efendim!
ŞAİRCE
Gülay SORMAGEÇ