İyi Ölçülüp Tartılması Gereken Hassas Nokta


Belgin KESEMEN

İyi Ölçülüp Tartılması Gereken Hassas Nokta

Geride bıraktığımız aylarda yasalaşan kanun tasarısı içerisinde ‘’vergi ve prim borçlarının yapılandırılması, emeklilere dini bayramlar öncesi ikramiye ödenmesi, üniversitelerden kaydı silinenlere af, imar barışı, " gibi maddeler vardı. Şimdi ise TBMM Genel Kurulunda, mahkûmlara yönelik af konusu gündemdeki yerini koruyor. 253 binin üzerinde mahkum, tutuklu ve hükümlünün bulunduğu ülkemizde “Af” konusu zaten hiçbir zaman gündemden düşmemiştir.

Her geçen gün mevcudu fazlalaşan cezaevlerinde, koşullar ne kadar iyileştirilse iyileştirilsin, af ve ceza indirimi beklentisi hem mahkûmlar hem de mahkûmlardan daha fazla sıkıntı çeken yakınları için yeni bir umut ışığı oldu.

Af; işlenen bir suçu, kötü davranışı, ihlal edilmiş kuralları olmamış sayarak ceza vermekten vazgeçme ya da verilmiş olan cezayı kaldırmaktır.

Genel af; kamu yararına uygunluğu anlaşıldığı belli başlı suç çeşitlerinin kovuşturulmasının durdurulması, verilmiş olan cezaların kaldırılması ya da azaltılmasıdır.

Özel af; kesinleşmiş hapis cezasının cezaevi'nde infaz edilmesinden vazgeçilmesi veya cezaevi'nde infaz edilecek sürenin azaltılması veya hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesini sağlayan bir ceza hukuku kurumudur. Özel af; Toplu Özel Af ve Bireysel Özel Af olarak iki şekilde tanzim edilebilir.

 

Geçmiş tarihe baktığımızda Türkiye’de en son çıkarılan genel af, Anayasa’nın 87. maddesinde TBMM’ye tanınan yetki doğrultusunda 5/3 nitelikli çoğunlukla 15 Mayıs 1974 tarihinde Meclis’te kabul edilen Cumhuriyet’in 50’nci yılı affıdır.

9 Aralık 2000’de, ölüm orucu eylemlerini sona erdirmek için başlatılan “Hayata Dönüş Operasyonu’’ndan 3 gün sonra (22 Aralık), 4616 sayılı “Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası” çıkarılmıştı. Cezaevlerinde yer kalmadığı için çıkarılan af yasasının ardından, 70 bin kişilik kapasitesi dolan cezaevlerinin nüfusu 40 bine kadar düşmüştü.

Anayasanın 10. maddesi “ Herkes kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadırlar. ”diye tanımlanmıştır. Buna göre şimdi gündemde olan kısmi af; devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar yani terör suçları, uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçları, çocukların cinsel istismarına yönelik suçlar, nitelikli kasten insan öldürmeyi yani kadın cinayetlerini ve planlanmış katliamları ve özel kanunlardaki suçları kapsamazken geçmişte olduğu gibi vatandaşların müracaatları ile genel affa dönüşebilir.

Af verilirken en ince ayrıntıya kadar düşünülmeli; bir tarafı sevindirirken, diğer tarafın da ruhsal olarak etkilenmesine ve üzüntüsüne sebebiyet verileceği unutulmamalıdır. İşlediği suça rağmen aftan yararlananları memnun ederken, suçtan zarar görmüş birisinin ya da yakınlarının bir de bu af nedeniyle hayatında yaşayacağı travmayı da hesaplamak gerekir.

 

Af çıktı diyelim; peki o zaman suç işleme oranı azalır ya da ortadan kalkar mı? Günümüzde hala idamın uygulandığı ülkelerde suç işlenmeye devam ediliyorsa, ülkemizde de suç işlenmeye devam edilecektir… Esasen bakıldığında yasalarımızın yaptırımsal boyutunda hiçbir eksiklik yok ve oldukça açık ve ağır cezalar içermektedir. Ancak; ceza yasalarının tekrar ele alınarak, caydırıcılığını artırıcı nitelikte yeni yaptırımlar oluşturulması gerektiği kanaatindeyim. Öyle bir ceza sistemi getirilmeli ki; suç işlemeyi aklından geçiren, suç işlemeyi alışkanlık haline getiren, suçu işlediği zaman çarptırılacağı cezayı önce bir düşünmeli… Bu konuda Türk adaletine ve yasa koyuculara ciddi bir sorumluluk düşmektedir.

Belgin KESEMEN