Benim Memleketim İşte


Turan KAYHAN

Benim Memleketim İşte

Evlerimiz modern değildi; toprak damlı taş ve çamurdandı. Elektrik yoktu gaz lambası vardı, eğer biraz durum iyi ise lüks lambası vardı. Kışın soba etrafında toplanarak ısınırdık. Analarımız kışın nağıl anlatırlardı bize. Şengülüm şüngülüm, hillekar keçi, bostancı şah Abbas vs. masallarda hanlar saraylar anlatılırdı ama biz fikir sahibi değildik. Hep de merak etmişiz. Nağıllar biterdi ama biz bıkmazdık, peşine başlardık "ana, babamla nasıl evlendin" bir çoğu anlatmaya yanaşmazdı.

Pilli kocaman radyolarımız vardı, mikrofonda tiyatro, arkası yarın dinlerdik. Cuma sabahları "halk hikayeleri" vardı rahmetli Ümit Kaftancıoğlu hikayeye başlamadan mutlaka besmele gibi "kahı Arzu, kahi, gamber" diye başlardı.

O küçücük toprak damlarımıza analarımız gözleri gibi bakarlardı. Garabatlar özenle süslenir, her şeyin üzerine güzel işlenmiş örtüler örtülürdü. Misafir geldi mi baş köşeye alınırdı. Çocuklar dizinin üstünde yerde otururdu. Asla saygı bozulmazdı. Giriş kısmı bir bezle ayrılır orası mutfak olurdu. Raflarda tabaklar, bardaklar vardı. Oyunlarımız vardı, oyun aletlerini bile kendimiz yapardık. Mentek oynardık, gizdenparç oynardık bir sürü oyunumuz vardı ve gün nasıl geçerdi farkına bile varmazdık. Karanlık çökerdi analarımız zorla eve sokardı. Kan ter içinde kalırdık, üstüne birde toz karıştı mı, gözlerimiz ancak görünürdü. Bir fırçada bundan yerdik. "get o üzünü yu vallaha it yalasa doymaz" diye kızardılar. Kollarımız çaggıldak bağlardı, bizim mendilimiz kollarımızdı. Fırtılığımızı kolumuza silerdik.

Babalarımız arkas ceplerinden tarağı çıkarır bıyıklarını tarardı. Cep aynalarının arkasında horoz resmi olurdu. Yüznumaralarımız dışardaydı. Kışları tuvalet çok sorun olurdu ama buna mecburduk. Ağdafa yüznumaranın yanında olurdu. Kışlar soğuk geçse de bize vız gelirdi. Kar kalınlığı bir metreyi bulurdu. Lapa lapa yağan karın altında kızak kayar, kartopu oynardık. Zamane çocukları gibi uzaktan kumanda arabalarımız yoktu, bilgisayar oyunları nasıldır haberimiz bile yoktu. Daha sonraları "uzay yolu" filmi vardı oradan bakar şaşırırdık kablosuz telefonlar, bilgisayarlar vs.

Kışın taşımacılık atlı kızaklarla olurdu. Köy yolları kapanınca hastaları, hamile kadınlar o kızaklarla şehre getirilirdi. Köy yolları çok güvenilir değildi. Kışın kurt korkusu vardı ve köylü yanına beşli tüfeğini almayı ihmal etmezdi. Bu da yetmezdi birde kuzu alırlardı; kurt sürüsü saldırdı mı kuzuyu atıp canlarını kurtarırlardı. Çay şeker, yağ bulunmazdı, şeker kapları sofrada analarımızın eteğinin altında olurdu; herkese sınırlı verilirdi ama yine de mutluyduk.

Kışın birde goca garı hesabı vardı. Tipi olurdu büyüklerimiz derdi "bu gün kürt oğlu gayada galdı" peşine "xıdır ellez tipisi" denirdi ve resmen kapılar açılmazdı kardan.Tipi kapıya doğru karı püskürtürdü. Gece sessizliğinde bir köpek sesleri birde tipinin vığıltısı duyulurdu.
Bazen masallarda dev, cin, peri, algarısı anlatılırdı. Zaten kime sorsan herkesin bir algarısı hikayesi olurdu. Herkesin evinde sözde bir algarısı tutuklu olurmuş. Bakıyorum ki algarısı hikayes birebir aynı.

Sıra uyumaya gelince usulca analarımızın koynuna girerdik. İşte ana sıcaklığı da bizi iyice ısıtır ve korkumuzdan kurtulurduk. Sonra çileler başlardı yine büyüklerimiz derdi "küçük çile, büyük çile" diye.

Peşine de martın 21'i gelirdi, meyveler, semeniler , evler nevruz temizliği yapılmış, pırıl pırıl olurdu. Kars'ın baharı da soğuk geçerdi. peşine bir kaç aylığına yaz gelirdi.
Coğrafya derslerinde, ülkemizde denizin var olduğunu öğrenmiştik ama nasıl bir şeydi bilmiyorduk. Bizim denizimizde, okyanusumuzda Kars Çayıydı. çok insanı yutmasına rağmen yine de kaçamak yapardık. İneklerle , koyunlarla beraber yüzerdik. Şimdi gidiyorum çayın kenarına, resmen paçalarımızı sıyırıp karşıya geçebileceğimiz duruma gelmiş. Suyun önü kesilmiş başka yöne verilmiş. Balıklarımız bile kalmamıştır her halde.

Şimdi çoğumuzun tuvaleti içeride evler sıcacık, her türlü imkana sahibiz ama yine de hep deriz "o günler olaydı" O günler olmasa da keşke Kars aynı kalsaydı. hatta daha da eski zamanlardaki gibi, bakıp iç çektiğimiz resimlerdeki gibi kalsaydı…