Kars, benim için bir şehirden daha fazlasıdır


Turan KAYHAN

KARS, BENİM İÇİN BİR ŞEHİRDEN DAHA FAZLASI…

Geçen ay Kars’taydım. Hemen hemen yılda en az bir kez doğup büyüdüğüm memleketime giderim. Tam 33 yıl oldu Ankara’ya geleli.. Daha dün gibi gözümün önünde; eski garajlardan otobüse binip memleketimden uzaklaştığım gün. Çok çabuk geçiyor yıllar… Bazen kısa bazen de uzunca kalırım. Her geldiğimde bir şeyler olsun diye umutlanırım. Her defasında şehrime biraz daha üzülür, biraz daha iç çekerim. Önemli gelişmelerle karşılaşırım diye düşünürüm.?Ama maalesef hayal kırıklığına uğrarım hep. Burada beni üzen canımı sıkan sorunları, konuları anlatmaya kalksam sayfalarca yazmam gerekir. Bu şehirde yaşayanlar, bu sorunlarla iç içe oldukları için her şeyin farkında olmaları gerekirken; insanlar boş vermiş.?Yapılanları, yapılmayanları, yapılması gerekenlerin hepsini biliyorlar.

Geldiğim günden beri karşılaştığım, konuştuğum pek çok insanla bu sorunları paylaşıyorum, istişare ediyorum. Ne yazık ki insanlar bu olumsuzluğu savunuyor.. Bundan dolayı da çözüm noktasında vurdum duymazlar..

Bu arada her şey olumsuz ve kötümser düşünülmesin. Güzel olan iyi yönde gelişmeler de elbette ki var. Ama bu olumlu çalışmalar arttırılmalı, şehrin gelişmesi ve güzelleşmesi için yetkili, yetkisiz tüm insanların el ele, gönül, gönüle vererek gayret etmesi ve Kars’ın makus talihini değiştirmesi çok önemlidir.
Kars’a geldiğim ilk günlerdi, şöyle bir çıkayım, bakayım dedim. Ankara’dan takip ettiğim, konuştuğum dostlarımın dediği gibi “Kars?sahipsiz” lafı ne kadar doğru.

Şehri gezdiğimde karşıma çıkan binaları görünce, içimi çekmekten başka bir şey yapamıyorum. Binalar içler acısı. Evet toprak evler yok olmuş, yerine çok katlı binalar yapılmış. Bu güzel bir şey, ne yazık ki çarpık bir planlama ile şehrin dokusu bozulmuş. Rus’un çizdiği plandan bir eser kalmamış.

Yollarımız asfaltlanmış, güzel ama eski parke şekilli taşlar yok olmuş. Parke taşlar şehre bir güzellik veriyordu.
Gerek Ankara’ya gönderilenler, gerekse seçilip yerel yönetimdeki ilgili birimler Kars’ın önemini anlamaları gerekmektedir. Bazı projeler hazırlayıp uygulamalıdır. Her şeyin başı maddiyat olduğu için az parayla çok iş yatılabilir.. Çünkü unutmamalıyız ki bir tane KARS var. Eskişehir ve Ankara Hamamönü buna bir örnektir.

Son zamanlarda şehrimiz iç ve dış turizmde adını duyurdu. Daha güzel olması için, Kars’ın uygun ve güzel projelerle desteklenmesine bağlıdır. Bu konuda çok eksiğiz.. En basit örneği; Rus’tan kalma binalar harabe durumunda. Binalar tahrip olmuş, özelliğini kaybetmiş. Eski binaların taş duvarları sökülüp eğreti çerçeve ile camekan yapılmış. Gözüken taşlar da reklam levhalarıyla kapatılmış. Mutlaka yurtdışına gidenler vardır. Örnek olarak Prag, Tiflis gibi. Ben Sovyet zamanı Tiflis’e gittiğimde her yer harabeydi. Gelişmemiş bir şehir vardı. Şimdi o güzelim binalar onarılmış, güzel bir tarih öne çıkarılmış. Diğer taraftan Gümrü’yü örnek verecek olursak; neredeyse Kars’ın birebir aynısı. Şimdi kıyaslama yaparsak, hiçbir benzerlik kalmamış. Yukarıda örneğini verdiğim Hamamönü’nde yıkık, dökülmüş binalar vardı. Bir hemşehrimizin katkılarıyla binalar onarıldı, binanın özelliği öne çıkarıldı. Öyle ki, dükkanların levhaları bile eskitme levhalarla yazıldı. Şimdi binlerce insan orayı gezip, görmekte. Üzüldüğüm nokta; Kars’ta yaşayan insanlar için o binaların hiçbir önemi yok gibi. Kime sorsan “Rus’tan bize ne” diyor. Ne yazık ki bir şeyin farkında değiller; o binalar artık Rus’un değil bizim binalarımızdir! İnsanlar binaları nasıl tahrip etmenin yolunu aramakta. Bazı binalar tamamen tahrip edilmiş. Bu konuda dava açılmış, yargı kararı ne olursa olsun sonuçta o binalar tahrip edildi bir kere; geri dönüşü yok.

Dünyaca tanınan, bilinen Anı harabeleri zaten içler acısı. Çok konuyu uzatmadan, Ani’ye gelen insanların tuvalet ihtiyacını giderecek bir tuvalet bulunmamakta. Bu da büyük eksikliktir.

Söyleyeceğim bu ki; o binaların dokusuyla oynanmadan yetkililer müdahale etmeliydi.

Yeme içme konusuna gelince, epey yol katedilmiş, edilmesine ama yöresel yemekler ikinci planda kalımalı. İnsanlar kaz eti yemek için Kars’a gelmiyor; eski binaları gezip görmek için geliyor. Gelen insanlar da, orada yaşanan olumsuzluktan dolayı bizlere dert yanıyor. Biz dışarıdaki Karslılar bunun muatabı oluyoruz.

Çok basit görünen ama çok önemli bir konu da; trafik alt üst, şehirde düzen yok. Doğru dürüst park yeri yok. Arabalar trafiği engellemekte.

Bir şey dikkatimi çekti; Kars’ta lüks arabalar çok sayıda. Kime sorsam arabasının tamir ve bakımı için Erzurum ya da Trabzon’a götürüyor. Bu da ayrı bir dert. Hiç mi Kars’ta iş yapacak esnaf yok? Neden insanlar başka şehirlere gitsin. Bunlar basit görünüyor, fakat ciddi bir sorundur.

Önümüzde seçim var, bir çok aday adayı bu işe talip olmuş. Sonuçta biri seçilecektir.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki, her hangi bir beldenin, ilin, ilçenin belediyesi, o yerin “EV SAHİBİ”dir. Halkın oyunu alıp gelen en etkili kurumdur. Bundan dolayı da seçilmiş Belediye Başkanı ayrım yapmadan herkese eşit hizmet vermeli. Samimi olmalı, halkla iç içe olmalı, çalışacak adamları iyi seçmeli, sadece maaş alıp oturan birini seçmemeli. Üreten elamanlarla çalışmalı. Kısacası Kars halkı duygusal davranmadan, iş yapabilecek bir adayı bu işe layık görmelidir.

 

Artık Kars 50-60 yıl öncesine dönemez. En azında bir nebze eskiyi yaşatalım. Bizler o şehirden ayrılmak zorunda kaldık ama bilinmeli ki ruhumuz o şehirde, bedenimiz dışarıda.

Yetkililere seslenelim; o şehre gelip mutlu olmak istiyoruz. Her seferinde hüzün dolu ayrılmayalım.

Sağlıcakla kalın, Kars’ta kalın…

YA TOZU DUMANI YUTACAKSIN, YA DA TOZU DUMANA KATACAKSIN