20. Yüzyıl üzerine düşüncelerin, 21. Yüzyıla yansımaları


Sinan Beritan MEHMETOĞLU

20. Yüzyıl üzerine düşüncelerin,  21. Yüzyıla yansımaları

Sinan MEHMETOĞLU

Tarih tekerrürden ibarettir veya tarihte mekanlar zamana göre değiştiği için tekerrür etmez tartışması bir yana kalsın. 20 yüzyılın 21 yüzyılda tekerrür etmesi an meselesi. 20 yüzyıl belkide tarihin en karanlık yüzü olmuş öyle anılmış savaşların bombaların olduğu bir yüzyıl olmuş o dönem yaşayanlara büyük acı ve kötü anılar bırakmış 20. yüzyıl 1. Dünya savaşı ve 2. Dünya savaşına tanıklık etmiş

Sömürü düzeninin yeniden revize edildiği toplumların sindirilmeye çalışıldığı insanların baskı ve zorbalıkla yaşama alıştırıldığı dönemdir. Tarihin ve insanlığın en korkunç yok edici güce sahip bombasının ilk defa kullanıldığı yeryüzünde temas ettiği alanın tüm yaşamsal varlığı tamamen silen atom bombası icat edildi.

Geleceğin en büyük silahı olan nükleer silah devri açıldı. Alman Nazi Partisinin iktidara gelmesi ve 2. Dünya savaşını başlatması ile Avrupa’daki tarih yeniden şekillendirmiş. İktidara gelen Alman Nazi Partisi ırçılık politikası ile Yahudileri yıkıma uğratmış. Bu korkunç olayı yıllar sonra ‘’Almanya’daki bir lise müdürünün eğitim öğretim yılı başında öğretmenlere gönderdiği mektuptan anlayabiliriz.

“Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. iyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar. Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum.?Sizlerden isteğim şudur.?Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma yazma, matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak o zaman önem taşır.” Şuanki topluma baktığımızda eğitim kirliliğinin yarattığı olgular ile tekrar karşımıza çıkıyor. iyi eğitilmiş kesimler tarafından toplumun mülteci kesimleri iteleniyor ötekileştiriliyor. Var olan sınıflar içinde yeni bir sınıf oluşturup içine ayrım yapmazsınız tüm mülteciler konuluyor yapılması gereken normal şeyler bir lütufmuş gibi sunuluyor. Aslında büyük sorun mültecilerin yaşadıkları toplumda yer edinme çabalarıdır. Bunu Tony Judt’un 20 yüzyıl üzerine düşünceler kitabında belirtiyor. Kitapta kendi otobiyografisini anlatırken 20 yüzyılın Adolf Hitler’in Yahudilere bıraktığı yaşamı anlatıyor. Almanya’dan kaçmayı başaran akrabaları Avrupa'nın çeşitli ülkelerine dağılmış ve bir sınıf içinde yer edinme çabalarını anlatıyor. Ve yazarın annesi ingilterede çocuğunun yabancılık çekmemesi için ilk isminin Robert olmasını istiyorlar tam ismi Robert Tony Judt oluyor ama kendisini tanımlarken çevredekiler onu Tony Judt olarak tanımlıyor. İngiltere'de yaşadığı dönemlerde İngiliz toplumunda yer edinme olayını kitapta şöyle açıklıyor. ‘’ Ne annem ne de babam beni bir Yahudi olarak yetiştirme derdindeydi; bununla birlikte ortada sahici bir asimilasyon sorunu hiç yoktu. Ne de olsa seçilebilecek aksandan yoksun ve az çok kusursuz bir İngilizce konuşmasına karşın yabancı bir babam vardı. Farklı olduğumuzun bilincindeydim hep. Bir yandan diğer Yahudier gibi değildik; çünkü Yahudi olmayan dostlarımız vardı ve kesinlikle ingilizleşmiş bir yaşam sürmekteydik. Öte yandan Yahudi olmayan dostlarımıza benzememiz asla mümkün değildi çünkü düpedüz yahudiydik.’’

Şimdi tam anlamıyla 21 yüzyıla geldiğimizde bu olayların tekrarını Ortadoğuda yaşanan savaşlar ile mülteci durumuna düşen insanlar yaşıyor. Yazarında belirttiği gibi kesinlikle Yaşam tarzları ve kültürleri savaş ile birlikte acı bir yıkıma dönüşmüş ve yaşadıkları toplumun kültürlerini benimsiyorlar. Ama öte yandan kendileri gibi olmayan topluma benzemeleri mümkün değil çünkü özlerini yitiremezler.

Kitabın yazarı bir yahudi olmak ile birlikte yazar hakkında belirtmeden geçemiyeceğim konulardan biri ‘’The New York Review Of Books'da sıkça İsrail Filistin meselesi üzerine yazıları çıkıyor. New York Review'dan bekleneceği üzere Filistin meselesinde dengeli bir üslubu var; Filistinlilerin haklarının geri verilmesini, 67 sınırları çerçevesinde iki devletli bir çözümü savunuyor. İsrail politikalarına; toprak işgaline, yerleşimlere sert eleştiriler getiriyor. ‘’

Geleceği etkileyecek sorunlardan diğeri mülteci çocukların eğitim sorunu yeni kültür ve yaşama ayak uydurma yolunda olan mülteciler daha yeni hayatlarına alışmadan yeni eğitim sorunu ile karşılaşıyor. Bu dönüşüm sonucunda sağlıklı bir eğitim donanımı nasıl ortaya çıkabilirki. Eğitim sorununu Venezuela'daki El Sistema eğitim sistemi ve buna benzer sistemler ile aşılabilir hale getirilmeli mülteci sorunları için üç maymunu oynayan Avrupa ve diğer Ortadoğu ülkeleri acil toplanıp çözüm modelleri üretmekteler. Aksi halde 20 yüzyılda yaşanan savaş ve toplumda yer edinme sıkıntıları 21 yüzyılda tekrar ettiği gibi bu yıkımları gelecek yüzyıla taşınacak ve daha büyük sorunlar ortaya çıkacak tarihten ders almak dileği ile. Umut dolu yarınlara…