FETÖ İnsanları nasıl rotlaştırıyordu!


Oktay AKTAŞ

FETÖ İnsanları nasıl Robotlaştırıyordu!

Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı darbe yapacak güce ulaşan veya ulaştırılan Fetullah Gülen cemaatinin asıl darbeyi hem mensubu oldukları Türk devletine hem de İslam dinine vurdukları bir gerçektir. Milli kimliğini ve İslam dinini İsavileştirmek için çok yönlü çalışmanın ve operasyonun içerisinde hareket eden bir isavi cemaat anlayışına sahip ve Ilımlı İslam adıyla hareket eden misyoner bir yapılanmanın adıdır. Fetöcüler Önce dini kullandılar ve İslam dinine büyük darbe vurdular, sonra adım adım devletin en mahrem yerlerine sızarak gizli emellerini gerçekleştirmek için ve devleti dönüştürüp devlete öldürücü darbeyi vurmak için yıllarca sinsice plan yaptılar.

Fetöcülere mensup kişilerin, sadece dini bilgileri zayıf olanların değil, okullardan başlayarak toplumun her kesimine mensup kişilerin, hacı ve hoca takımının bile beyinlerini yıkayarak nasıl bir sapıklık anlayışının içinde olduklarına dair bilgiler kendilerinin ifadelerinde bir bir ortaya çıkıyor. Bu bilgiler artık savcıların ve mahkemelerin dosyalarına da girmeye başladı. Bizlerde Türk Milleti olarak Fetö gerçeğini görmeye ve duymaya başladık.

İşte sizlere nasıl bir vahametin içerisinde olduklarını ve nasıl beyinlerinin yıkandığını anlamamız acısından bir örnek vermek istiyorum:

Kayseri'de FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan eski Ardahan Müftüsü Aytekin Yılmaz hakkında mahkemeye bir yazı gönderiliyor. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasal Düzene Karşı İşlenen ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca Yılmaz'ın yargılandığı 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen yazıda FETÖ’cü eski müftünün il personeline yönelik yaptığı bir konuşmada şunları söylediği belirtiliyor:

"Bütün Peygamberler evlenerek şehvetini giderirler. Ama Muhterem Fetullah Gülen Hoca Efendi Hazretleri ise Peygamberlerden de üstün olduğu için ibadet ederek şehvetini giderirdi.” Şeklinde bir açıklama yapıyor.Yine FETÖ’cü müftü cemaatlerine mensup olmayan kişilerin makam odasına girdiğinde onlara şöyle dermiş: "Bu makama girdiğine dua et, buraya kolay kolay kimse giremez."

Eğer Dinayet işleri başkanlığı zamanında Fetö’nün gerçek yüzünü açıklasaydı. Türkiye 15 Temmuz da bu alçak rezaleti yaşamazdı.
Şimdi sizlere soruyorum; bu sapık anlayışta olup mensubu oldukları cemaat liderlerini haşa başta Hz. Peygamberimiz olmak üzere bütün Peygamberlerden bile üstün gören bu sapık cemaat zihniyetine mensup kişileri devletin müftülük makamına kadar getirenlerin hiç suçları yok mudur? Yukarıda savcılık ifadelerinde geçen sözleri hiç duymadılar mı? Neden bir önlem almadılar veya almak istemediler? Bu cemaatin misyoner cemaat olduğunu herkes biliyordu da diyanet işleri başkanlığı bunların misyoner olduğunu bilmiyor muydu?

Bu cemaatin nasıl bir proje olduğunu ve hak İslam’dan nasıl saptığını yıllardan beri söyledik durduk ama kimseleri inandıramadık.

Bu vahim durumdan bunlarla işbirliği yapanların hiçbir suçları yok mudur?

Bütün uyarılarımıza rağmen hiç aldırış etmeyenler ortaya çıkan bu çok vahim tablo karşısında hala susmaktadırlar. Güresel bir proje olan yeşil kuşak projesinin hiçbir yerinde millet ve milliyet düşüncesi yoktur. Yeşil kuşak projesi dahilinde Dinler arası diyalogcuların Türkiye ayağını temsil eden Fetö, hedefleri Türk Milletini ve Türk devletini dönüştürmek adına görevlendirilen İslam dışı bir isavi anlayışı savunan cemaattir. Bunu Dinayet işleri Başkanlığı bilmiyor muydu? Bu kadrolaşmaya neden göz yumdular. Neden 15 Temmuz dan önce tepki koymadılar. Fetöcü Müftüleri ve hocaları camilere atadılar. Ardahan Müftüsünün ve onun gibilerin böyle sapıkça konuşmalarını hiç duymadılar mı? Bugüne kadar Gülen cemaati ve FETÖ liderini Peygamberlerden de üstün görme düşüncelerine soruşturma açılmadı. İslam dinine yapılan bu alçak ve iğrenç saldırı karşısında susarak sorumluğu kabul etmiş olmuyorlar mı?
Cumhuriyet değerlerinden koparsak hepimiz böyle robotlaşırız ve patlamaya hazır birer bomba haline getiriliriz…

Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki 15 Temmuz darbe girişimi, başta ABD ve batılı devletlerin Atatürk’ün Türkiye’sinde sahneye konulan kanlı bir kalkışma girişimi ve bu topraklarda belki de eşine rastlanmayacak çapta büyük bir ihanetin ve aymazlığın ve şerefsizliğin adıdır...
Türk toplumunun her kesiminin unutmadan “ben nerede hata yaptım da ülkem bu hale geldi; ülkem ve milletim bu hainliği, bu zulmü, bu kargaşayı neden yaşadı” diye de kendine sorarak bir vicdan muhasebesi yapması gerekiyor…

Oktay AKTAŞ