418 yıl önce bugün yakılarak katledilen bir bilim insanı: GIORDANO BRUNO


Sinan Beritan MEHMETOĞLU

418 yıl önce bugün yakılarak katledilen bir bilim insanı: GIORDANO BRUNO

Sinan MEHMETOĞLU

“Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.” -Giordano Bruno-

İnsanlığın geriye doğru 6 bin yıllık tarihine baktığımızda şimdi yaşadığımız çağdaş uygarlığa kadar verilen en zorlu savaşlarda gerçekleri ortaya çıkarmak için bedel ödeyenlerin her zaman bilim ve düşünce insanları olduklarını görürüz.

“Qui si convien lasciare ogni sospetto
Ogni vilta convien che qui sia morta.”

“Burada bütün kuşkular kovulsun
Ve burada her türlü korku yok olsun”

Dante, İlahi Komedya

Sokrates‘ in gerçekleri halka açıklaması bilimdir; fakat ona baldıran zehrini verenler gerçeklerden korkanlardır. Atomun bilinmeyenlerini ortaya koyan bilimdir; fakat o uğurda çalışan Rosenbergler’in idam fermanını veren, yine gerçeklerden kaçanlardır. Tarih, bu ve benzeri örneklerle doludur. Fakat bugün sadece onlardan biri olan, gerçekler uğruna en karanlık bedel ödeyen ve tarihin en korkunç cezası ile cezalandırılan Sevgili Giordano Bruno‘dan bahsedeceğiz.
Giordano Bruno kimdir?

İtalyan filozof, rahip, gökbilimci ve okültist olan Bruno edebiyata da yakınlığı ile de bilinir. İtalyan filozof, Kopernik’in tezini savundu. Evrenin sonsuz ve eşdağılımlı olduğunu ve evrende, dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu söylemiştir.

Kısacası Rönesans felsefesini biçimlendiren en önemli filozoflardan biridir Bruno. 1548 yılında İtalya‘nın Nola kasabasında soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 16 yaşına geldiğinde adının bile anılması yasak olan Kopernik‘in Evren Kuramı ile tanıştı ve o noktadan sonra tüm kişiliklerin silindiği dogmatik düşünceye bağlı kalamayacağını anladı. Artık aklını özgürleştirerek, evrenin ve gerçeğin peşine düşmeye karar vermişti. Aklın ulaştırdığı gerçekleri çekincesiz söylemeye başladı ve dönemin benimsenen filozofu Aristo tam da bu sırada, Evren Kuramı’nın yanlış olduğunu, dünyanın sabit durup güneşin etrafında dönmediğini, Kopernik’ in dediği gibi dünyanın güneş etrafında döndüğünü savunmaya başlamıştı.

Fakat Aristoteles’in yanıldığını, Bruno’nun düşüncelerinden kolayca anlayabiliriz. Aristoteles’in metafiziğine göre; evren yalnızca yer ve gök şeklinde ikiye ayrılmakla kalmıyor ayrıca yer, hava, su, ateş, toprak gibi bozulabilir, değişebilir ana ögelerden oluşuyor.

Buna göre Sevgili Giordano Bruno, yer ve gök ayrımına başkaldırınca ve hepsinin aynı tözden var olduğunu söyleyince, dönemin kabullendiği ve kendine mal ettiği, kendi inancı arasına kattığı, göklerin töz kavramı geçerliliğini yitiriyor. Bruno bu konuda şunları söyler:

“Bu evrende hiçbir şey yoktan varolmaz ve yok olmaz. Uzayda mutlak konum yoktur, her cismin yeri ötekilere göreli (relative)dir. Her şey hareket halindedir. Gözlemci kendisini merkezde görür.”

Bruno o dönem benimsenen gök ile yer ayrılığını reddederek evrenin sonsuzluğunu benimsedi. 418 yıl sonra bugün, bize çok doğru ve apaçık görünen düşünceler, o gün için suçlu bulunup Engizisyon Mahkemesi’nde yargılanmak için büyük suçlar sayılacaktı. Engizisyon Mahkemesi’nden kurtulmak için önce Kuzey İtalya‘ya geçti. Daha sonra gerçeği burada bulamayacağını düşündü ve İtalya’yı tamamen terk etti; sırasıyla Fransa, İngiltere Almanya ve İsviçre‘ye geçti ve maalesef düşüncelerini açıkça dile getirdiği yerlerde sürekli kötü tepkilere maruz kalıyordu ve en son İsviçre’de tutunmaya çalıştı.

Her gittiği yerde bilgisi ile ilgi odağı oluyor, ancak kısa bir süre sonra düşüncelerini apaçık söylemesi onu, toplum içinde sakında biri haline getiriyordu. Bu nedenle İsviçre’de sefalet içinde yaşarken Venedikli bir aristokrattan davet aldığında, bunu geri çevirmemiştir. Ancak çok geçmeden yine başına bela olacak düşüncelerini açıkladığında Venedikli aristokrat tarafından Engizisyon Mahkemesi’ne şikayet edilmesi üzerine tutuklanmıştır.

8 yıl zindanda kalmış kendisine yapılan suçlamalar yol edildiği için hiçbir zaman belgelenememiştir. Ancak mahkemenin Bruno’nun düşüncelerini yok etmek istemeleri gibi açıkça bilinen bir gerçek olduğunu, Engizisyon Mahkemesi’nin , Bruno’ya dönemin resmi görüşlerine uymayan düşüncelerini terk ettiğini açıklaması koşuluyla hayatını bağışlayacağını söylemesinden anlıyoruz. Fakat Bruno bunu kabul etmemiş ve onu yargılayan hakimin kararını, yakılarak katledilmesi yönünde verdiğinde Bruno yargıca yine çekinmeden şu cümleyi söylemiştir:

“Bana ölüm emrini tebliğ ederken, benim ölümden korktuğumdan daha çok korkuyorsun.”

Mahkeme kararı ile 17 şubat 1600 tarihinde Roma‘da Campo de’ Fiori Meydanı‘nda uygulandı ve Bruno diri diri yakıldı. Bruno katledilmeden önce gerçekler hakkında söylediklerinden kaydedilenler şöyle:

“Ne gördüğüm gerçeği gizlerim, ne de onu apaçık söylemekten korkarım. Bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım. Cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.”

Aynı karar, bu olaydan kısa bir süre sonra fizikçi Galileo Galilei için verildi. Engizisyon Mahkemesi’nde yargılanırken, Bruno gibi düşüncelerini sonuna kadar savunmadığı ve “dünyanın dönmediğini’’ söylediği ve yakılmaktan kurtulup ev hapsi ile yaşadığı iddia ediliyor.
Şimdi, 418 yıl sonra ne değişti dünyada?

Bruno bu yüzyılda yaşamış olsaydı yine de katledilir miydi? Bu yüzyıla ait bazı düşünceler yüzünden aynı suçlamalara yine de maruz kalır mıydı? Aynaya bakıp bu sorulara samimi verdiğimiz cevaplar verdiğimizde dünyanın değişip değişmediğini anlamak hiç de zor olmayacaktır.

Campo de’ Fiori Meydanı

Ve tarih, Giordano Bruno’yu düşünceleri ve Roma’daki katledildiği meydanda bulunan heykeli ile kuşaklar boyunca onur ve hayranlıkla anarken, onu yakan zihniyetleri nefretle anacak.

418 yıl önce bugün yakılarak katledilen itaatsız ve özgür Bruno’ya sevgiyle…

Kaynak: Giordano Bruno, Küllerin Şöleni, Cem Yayınevi, Temmuz 2004

Tags: Aristoteles, Bilim, Campo de' Fiori, Evren Kuramı, Felsefe, Galileo Galilei, Giordano Bruno, Kopernik, Küllerin Şöleni