Bu yaz ne okumalı!


Ali EKİNCİEL

 BU YAZ NE OKUMALI!

 

ALİ EKİNCİEL 

Millet olarak uzun ve yorucu bir seçim dönemi geçirdik. Kendi adıma artık politikacıların konuşmalarını ya da tartışma programlarını dinlemek istemiyorum. Siyasetle dolu geçen aylardan sonra sıradan ülke insanın da artık gündemden biraz olsun uzak bir yaz geçirmek istediğini düşünüyorum. Bu sebepten dolayı bu ay ki yazımda siyaset yerine edebiyattan bahsetmeyi tercih ettim. Yaz aylarında özellikle tatilde hangi kitabı okusam diyen kararsız okuyucular için kısa bir dünya turu yaparak bir kaç kitap önermek istiyorum.

Öncelikle sizleri Osmanlının arka bahçesi Balkanlara götürmek istiyorum. İlk önerim Arnavutluk’un dünyaca ünlü yazarı İsmail Kadere’nin ‘’Taş Kentin Düşüşü’’ adlı romanı. II. Dünya Savaşı sırasında bir grup Nazi askeri küçük bir Arnavut kasabasına, işgale gelirken direnişçiler tarafından üzerlerine ateş açılır. Sonrasında yaşanan trajikomik olayları okurken kendinizi 1940’ların Balkanlarında ve Enver Hocanın ülkesinde bulacaksınız. Avrupa’dan önereceğim diğer bir roman Pascal Mercier’in ‘’Lizbon’a Gece Treni’’ adlı romanı. Kitap bir profesörün üniversitede ders verirken birden hayatının kararını alıp Lizbon’a olan yolculuğunu anlatıyor. Profesör, Lizbon’da hayranı olduğu Portekizli bir şairin izini ararken Diktatör Salazar ve gizli polis örgütünün korkunçluğuna da şahit oluyor.

Portekiz’den bir başka kitap önerimde Jose Saramago ustanın ‘’İsa’ya Göre İncil’’ adlı romanı olacak. Usta yazarın Hz. İsa’nın hikâyesini İncil’e göre biraz farklı anlatması, din otoritelerinin baskısı ve yazarın sürgüne gönderilmesine neden olmuştu. Saramago ustanın uğradığı zulmün Ortadoğu’daki karşılığı ise Nobel ödüllü Mısırlı yazar Necip Mahfuzdur. Kahireli yazarın ‘’Cebalevi Sokağı Çocukları’’ romanı bir dinler alegorisi olarak bir mahalle üzerinden kutsal kitaplarda geçen olayları ve peygamberlerin hayatlarını sade insanlar üzerinden anlatıyor. Yazar Necip Mahfuz bu romanıyla Nobel ödülüne değer görülse de yıllarca Müslüman ülkelerde yasaklı kalacak ve ülkesinde saldırıya uğrayacaktı.

Ortadoğu’ya gelmişken bir diğer efsane yazar Amin Maalouf’tan kitap önermemek olmaz. Yazarla ilk buluştuğum kitabı 100.Ad (Baldasserenin Yolculuğu) romanını size mutlaka tavsiye ederim. 1666 yılında, içinde Allah’ın 100.adının yazılı gizemli bir kitabı arayan bir seyyahın hikâyesi olan bu kitapla Arap çöllerinden Anadolu’ya oradan da İngiltere’ye uzanan tarihi bir yolculuk yapacaksınız. Roman olarak son önerim Hindistan’ın güçlü kalemi Salman Rüşdi olacak. Yazarın ‘’Utanç’’ adlı romanı, iktidar çılgınlığına kapılmış politikacılar, hırslı dindar generaller ve tepkisiz kalabalıkların ülkesi olan Pakistan’ın hikâyesini anlatıyor.

Roman bölümünü noktalarken tarih ve deneme sevenler içinde birkaç önerim olacak. İlk önerim son yıllarda kitapları ve belgeselleriyle dünyada ödüller kazanan ünlü tarihçi Bettany Hughes’ın ‘’3 Şehir’’ adlı kitabı. İstanbul’un hikâyesi olan bu kitapta yazar, Bizans, Konstantinopolis ve İstanbul olarak ilk çağlardan başlayarak koca şehrin tarihini günümüze kadar getiriyor. Kalın bir kitap olmasına rağmen her sayfası tarihle dolu olan bu kitapta sadece İstanbul’u değil dünya tarihini de bir solukta okuyacaksınız. Diğer bir önerim ise Oxford’un ünlü tarih profesörü Peter Frenkopan’ın ‘’İpekyolu’’ adlı kitabı. Yazar bu eserinde bize doğuyu, Mezopotamya’yı, Pers ve Roma’da yükselen kadim imparatorlukları, Moğol istilalarını ve Osmanlının bölgedeki hükümranlığını anlatıyor. Kitabın en güzel yanı ise Batı merkezli tarih yazımına karşı tam bir panzehir olmasında yatıyor.

Son olarak yurdumuzdan iki kitapla bu ay ki yazımı bitirmek istiyorum. Her ne kadar Zülfü Livaneli’nin yeni kitabı ‘’Gölgeler’’ şu sıralar raflardaki yerini almış olsa da size yazarın bir önceki kitabı ‘’Elia ile Yolculuk’’ eserini önereceğim. Hollywood’un Oscar’lı Yönetmeni Elia Kazan’ı ata yurdu olan Kayseri’ye kendi arabasıyla götüren Zülfü Livaneli, yolda ünlü yönetmenle sohbetlerini ve yaşadıklarını anlatıyor. Kitabı okurken Elia Kazan’ın pişmanlıklarına, acılarına şahit olacak ve biraz hüzünlü biraz trajikomik bir Anadolu hikâyesi okuyacaksınız. Listemin son sırasında Rusya uzmanı Dr. Volkan Özdemir’in ‘’Rusya’nın Kodları’’ adlı denemesi var. Dr. Özdemir, Çarlık-Sovyet-Rusya Federasyonu üzerinden tahlil ettiği Putin’in devasa ülkesini tüm ayrıntılarıyla analiz ediyor. Kitap, Sovyetler zamanının baskıcı fakat eşitlikçi ülkesinden 90’ların otokrat zengini Rusya’sına geçişi ve sonunda Putin’in ipleri ele alış hikâyesini anlamamızı sağlıyor. Rusya’yı merak edenler veya gidecekler için oldukça uygun bir kitap olduğunu düşündüğüm bu eserle yazımı noktalarken edebiyat dolu bu yazıdan keyif aldığınızı umuyor ve herkese kitap dolu günler diliyorum.