Tacettin DURMUŞ
Başkonsolos Guluyev, gazetecilerle bir süre sohbet ettikten sonra Erzurum Caddesi üzerinde bulunan Haydar Aliyev büstüne, konsolosluk personeli ile birlikte kırmızı karanfiller bıraktı. Ardından da saygı duruşunda bulundu.
Gazetecilere açıklamada bulunan Guluyev, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucu Milli Lideri Haydar Aliyev’in yaşamı boyunca verdiği mücadeleyi anlattı. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin zor yılların ardından şu anda dünyada söz sahibi olan bir ülke haline de geldiğini de ifade eden Guliyev, ‘iki devlet bir millet’ vurgusu yaptı.
15 Haziran tarihinin Haydar Aliyev’in Ali Meclis Başkanı seçildiği gün olduğunu hatırlatan Azerbaycan Kars Başkonsolosu Nuru Guliyev, “Karabağ’ın işgalinden önce kaçkın düşen vatandaşlarımız, topraklarımızın işgalden azad edilmesinin ardından 30 yıl geçmesine rağmen geri dönmek için can atıyor. Mevcut olmayan yere kimse geri gelmek istemez. Ama onlar yeniden Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev’in rehberliği ile köylerimizi, kasabalarımızı ve şehirlerimizi yeniden ve daha modern bir şekilde kuracaklar. Siz bilirsiniz ki orada artık akıllı köyler, kasabalar ve şehirler yapılmaya başlayacak. Buralar dünyanın gözde bölgelerinden birin haline gelecek. İşgal bölgesinden zamanında faydalanan Ermenistan, bugün o insanları kaybettiği için ekonomik olarak ta zaten sıkıntıda idi, daha sıkıntı yaşamaya başladılar. Su havzalarını yitirdiler, oradan elde ettikleri elektrik enerjisi alma imkanını yitirdiler. Otlaklarını yitirdiler. Ermenistan bir zamanlar et ihracatında en ön sırada yer alırken, şu anda yiyecek ekmekleri bile kalmamıştır. Çünkü hayvan yetiştirmek için arazilere ihtiyaçları vardır. Ermenistan’ın iktisadi olarak yeniden toparlanması için minimum şekilde bir yere gelme imkanını bu durumda kaybetmiş vaziyettedir. Çünkü Ermenistan'a 20 yıla yakın süre rehberlik etmiş olan Koçaryan ve Sarkisyan aslında Ermenistan’ı darmadağın etmiştir. Çünkü onlar diyordu ki ‘bir milletin millet olması için en az bir 10 milyon nüfusa sahip olması gerekir. Ona göre biz mono devletiz. Ama Ermenistan’da sadece Ermeniler yaşıyor. Yüzde doksan dokuzu sözde saf kanlarını koruyor ve nüfusu artırmak istiyorlar. Ama bunu düşünen bir Cumhurbaşkanı komşularıyla düşman olarak, nüfusunu attırmak istediği kendi halkını zor duruma sokarak sayısını artırabilir mi? Çünkü o insanlar yaşamak istiyorlar ve ülkelerini terk edip gidiyorlar. Ermenistan coğrafyasında 90'lardan sonra nüfus hızla azalan bir ülke haline gelmiştir. Sözde 3 milyona yakındırlar ama bizce daha da azdırlar. Her gün geri dönmek üzere göç veriyorlar. Ülkelerine diasporadan getirdikleri paraları da Koçaryan ve Sarkisyan yiğip bitirdiler ve kendilerine adalar almışlardı. Ve bu 44 günlük savaş gösterdi ki onlarının geçilemez setlerini bizim kahraman askerlerimiz çok rahat bir şekilde geçti. Tarihte alınmaz kale olan Şuşa o zaman savaşsız bize teslim edildi. Azerbaycan bütün alanlarda çok büyük ilerleme kat etti. Sovyetler Birliği'nde mevcut olan 15 Cumhuriyetin hemen hemen en son sıralarında yer alan Azerbaycan çok kısa bir dönem içerisinde en ön sıralara yerleşmeyi başardı. Ulu Önder Haydar Aliyev'n sayesinde, ülkemizde bütün alanlarda eğitiminden, sağlığından, kültüründen, sanayisinden, tarımından, madenciliğinden her yönüyle kurularak gelişti. Niye diyorum kuruldu. Çünkü o zamana kadar Azerbaycan'da hiçbir şey yapılmamıştı ve Azerbaycan insanının yaşam kalitesi, yaşam şartları çok kötüydü. Azerbaycan ilk ve en önemli aldığı kararlardan birisi Azerbaycanlı gençlerimizin yurt dışına eğitim almak için gönderilmesi oldu. Yabancı şehirli adında gruplarımız, öğrenci gruplarımız binlerce öğrencimiz her sene Sovyetler Birliği'nin en başarılı, en güzel üniversitelerine gönderildi ve orada eğitim aldı. Onlardan bir kısmı Azerbaycan'a geri gelerek Azerbaycan'a hizmet etmeye başladılar. Bu hizmetin sonucu da Azerbaycan gelişmesini başlattı. Başkonsolos Guliyev, "Eleman olmadan, bilgili eleman olmadan hiçbir alanın gelişmesi mümkün değildir. Bir doktor olmadan bir hastane kurulmaz, bir öğretmen olmadan üniversite kurulmaz, dikkat ederseniz ben dedim ki bir kısmı geldi. Niye bir kısmı gelmedi. O zaman bir çok kişi onu anlamıyordu ve hesap etmiyorlardı ki geri gelmeyenler doğru yolda değillerdi, doğru yapmıyorlardı. Ama ulu önderin uzağı gören bir siyaseti vardı. O diyordu ki, 'geri gelmeyenlere de dokunmayın. Bir gün onlarında sırası gelecek.' ve Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra biz bağımsızlığımızı elde ettikten sonra geri dönmeyen öğrencilerimiz yurt dışında Sovyetler Birliği'nin çeşitli ülkelerinde Azerbaycan'ın sesi oldular. Bizleri bulundukları ülkelerde savunmaya başladılar. Emin olun ki bizim o zaman ki gençlerimiz bilinçliydi. Bugün onlar o misyonu devam ettirmektedirler" dedi.





